GeekGamerNews.com

Sinema ve oyun severlerin günlük dozu!

Sosyal medyasız 1 hafta yaşam!

Sosyal medya olmadan 1 haftalık yaşımın tecrübelerini anlattım!

Herkese selamlar! Kendimden kısaca bahsetmek gerekirse GeekGamerNews.com, Healthandfit247.com ve BosBeles.net sitelerinde ayrı ayrı genel yayın yönetmenliği yapıyor ve bu kapsamda çeşitli yazılar yayımlıyorum. Hayatımın sosyal medya, wordpress, oyunlar, teknoloji ve sinema salonları olduğunu söylemem sanıyorum ki hafif bile kalacak. Bugün ele alacağım yazıda ise 1 hafta kullanmadığım sosyal medyasız yaşantımdan deneyimlediğim tecrübeleri aktaracağım. Hazırsanız başlayalım…

SOSYAL MEDYA OLMADAN 1 HAFTA

Öncelikle hangi platformdan ayrıldığımdan bahsetmek istiyorum. Facebook, Twitter, Instagram, Snapchat, Swarm, Vole, Google+ ve Youtube platformlarının hepsinden ayrıldım. Dondurabildiğim hesapları dondurdum, donduramadıklarıma bir daha girmedim. Android cihazım üzerinde bulunan bütün uygulamaları da silip attım. Kesin bir dille hayatımdan çıkardığımı ifade edebilirim. Yetmedi, üniversitedeki sınıf grubumuz haricindeki bütün WhatsApp gruplarından dahi çıktım ve WhatsApp durumlarına da bakmayı kestim. Amacım sosyal medya ve interaktif yaşamadan kendimi tamamen izole etmekti.

İlk günün oldukça zor geçtiğini söyleyebilirim. Sosyal medyanın bir ihtiyaçtan ziyade bağımlısı olunan bir alışkanlık olduğunu anladım. Bu biraz ağır bir tabir olabilir ama gerekçelerim var. Mesela okula gitmek için metrobüsü sık sık kullanıyorum. Bu yolculuk sırasında hele ki oturmazsam, elim gayri ihtiyari telefona gidiyor. Telefonu açmamla birlikte parmaklarım doğruca “Sosyal” olarak adlandırdığım ana ekranımda duran klasöre gidiyor ve bu klasördeki uygulamalara rastgele tıklamaya çalışıyor.

Elbette ben bütün uygulamaları sildiğim için artık öyle bir klasör de yok. Size günlük sosyal medya kullanımımı şöyle özetleyebilirim. Snapchat, Instagram ve WhatsApp durumlarına her gün veya 2 günde bir en az bir tane hikaye atar, WhatsApp gruplarında her gün fütursuzca sohbet eder, Facebook üzerinde özellikle gruplarda fazla vakit geçirir, Twitter’da birçok siyasi ve sporsal tartışmalara katılırım. Bunun dışında yöneticisi olduğum web sitelerin Facebook, Twitter ve Instagram üzerinden sosyal medya hesaplarını çeşitli paylaşımlarla yönetir, arkadaşlarla bir yerlere gittiğimizde gittiğimiz yerden fotoğrafları Instagram’a koyar, Swarm’da yer paylaşımı yapardık. Bütün bunlar yetmezmiş gibi özellikle toplu taşımada Google+ yayınlarını, Storia hikayelerini ve Vole paylaşımlarını takip eder, eve gelince de amaçsızca Youtube’da video izlerim. Kulağa bayağı çılgın geliyor evet ama hepimizin farkında olmadan yukarıdaki uygulamaların çoğunu bu amaçlarla kullanıyor ve zaman geçiriyoruz.

Neyse, konuya dönelim. Dediğim gibi artık herhangi bir uygulama yok. O yüzden metrobüsle giderken 2 durak boyunda anlamsızca ekrana baktım. “Ne yapıyorum ya ben?” dediğim oldu. Çünkü dediğim gibi, telefonda hiçbir şey yok! Mecbur telefonun diğer özelliklerini keşfetmeye başladım. Google’a girdim ve çeşitli haber sitelerinden haberler okudum, çizim uygulamasında anlamsızca bir şeyler çizdim, e-kitap okuyucuda uzun zamandır okumayı düşündüğüm kitabı açtım ve ilk kez başladım. Arada bir de WhatsApp’dan kişisel olarak gelen mesajlara cevap verdim.

Haliyle telefonun kolu kanadı kırılmış, benim de hayatımdan büyük bir parça çıkarılmış gibi oldu. Ama okula geldikten sonra değişiklikleri fark ettim. Artık arkadaş grubunda oturup telefonla uğraşmaktansa, sohbetlere daha fazla katılmaya ve espriler yapmaya başladım. Elbette normalde de yapıyordum. Öyle içine kapanık biri değilim. Ama yukarıda bahsi geçen 3 web sitesi, beni ciddi anlamda yoran ve kafamı o sitelerde dönmesi gereken işler yüzünden telefon ekranından asla kaldırtmayan cinsten web sitesi oldu.

Eve gelince de Youtube’un olmaması benim ilk defa ders çalışmama sebep oldu. Üniversite hayatım boyunca hiç ders çalışmayan ben, ilk defa o gün okulda notlar tutmuş ve eve gelince o notları gözden geçiren birey olmuştu. Ardından çay içmek için ev ahalisinin yanına gidip onlarla birlikte televizyon bile izledim. Normalde bilgisayarı, bilgisayar oyunlarını falan kendime yasaklamadım ama sosyal medyayı ve haliyle telefonu hayatımdan uzaklaştırınca, istemsizce bilgisayara da pek oturmak istemedim.

Ertesi günden itibaren ise özellikle toplu taşıma için daha hazırlıklı oldum. Önümdeki 1 hafta boyunca zaman zaman gerçek kitap, zaman zaman e-kitap okudum. Bazı günler telefonuma yüklediğim film ve dizileri izledim, o günün dersine dair notlara baktım ve internet üzerinden haberlere çok daha fazla zaman ayırdım. Gerek sosyal yaşamda, gerekse de aile ortamında daha fazla ulaşılabilir oldum.

SOSYAL MEDYAYA GERİ DÖNÜŞÜM

Maalesef sosyal medyadan asla çıkamam. Bana gelir getiren, bunu iş amaçlı olarak yaptığım web sitelerim ve onların sosyal medya ayakları var. Ayrıca gazetecilik sektöründe oyun, teknoloji, sinema gibi çeşitli alanlarda yazılar yazmanız gerekiyorsa, fütursuzca sosyal medyada çeşitli programların içerisinde olmanız ve daima gündemden geri kalmamanız gerekiyor. O nedenle şuan için geri döndüm ve bu lanetli ortamda halen kalmak zorundayım. Yine de fark ettiğim onlarca iğrenç şey var.

Sildiğim bütün programları geri yükledim ve hesaplarımı aktifleştirdim. Çeşitli resimler paylaşarak esprili bir dille döndüğümü bildirdim. Yakın arkadaşlarım oldukça sevindi tabi. Goy goy yapacak adam geri döndü! Neyse… Instagram’a girmemle Şeyma Subaşı’nın “hikaye” bombardımanına tutuldum. “Lanet olsun” dedim ve yarıda kestim. Gerçekten 5 dakikada bir hikaye paylaşıyordu. Instagram’ın genel ortamı da öyle. Sonrasında ise biraz Twitter’a bakayım dedim. Yine de Twitter gündemi birbirine göndermelerde bulunan grupları barındırıyordu. A partisi ona sallıyor, B partisi şuna sallıyor, Fenerlisi Beşiktaşlıya, Cimbomlusu Trabzonluya derken herkes siyasi ve sporsal anlamda kavgalara devam ediyordu. Gerçekten mide bulandırıcı bir durum.

Sosyal medyada olmadığım zaman anladım ki, gerçek huzur gerçekten buradaymış. Sosyal medyada insanlar anlamsızca birbirleriyle küfürleşiyor, kavga etmeye çalışıyor, küçüğün büyüğe saygısı olmuyor ve herkes ne yaptığını bile bilmiyor. En kötüsü de bu zaten! Elbette iyi şeyler de oluyor. Hayvanlar ve bitkiler için dayanışma içeren gönderiler, kan ihtiyacını bildiren mesajlar falan sosyal medyayı halen anlamlı kılıyor. İnsanlar yardımlarını buradan dile getirip çözümü de neyse ki buradan buluyor. Gelin görün ki katıldığım bir Facebook grubunda ise dönmemle birbirlerine ana avrat söven yaşları 9 ile 12 arası olan 3 kişiyi görüyorum. “Neyse” deyip geçiyorum gerçekten.

HER AÇIDAN SAĞLIKLI

Sosyal medyasız hayat, her açıdan sağlıklı. Fiziksel olarak dijital ekranlara daha az bakmam sayesinde gözlerimi ve beynimi daha az yoruyorum. Telefonum açısından da oldukça yararlı. Bizzat kendim test ettim. Facebook, Instagram ve Snapchat ağırlıklı olmak üzere bahsi geçen sosyal medya uygulamaları, telefonunuzun pilinin yarısını bitirmekte önemli rol sahipleri. Sosyal medya kullanmadığım dönem telefonum daha hızlı çalıştı. Bunun sebebi hafızada ve RAM’de açılan boşluk. Pilim ise daha fazla gitti. Bunun da sebebi artık arka planda çalışmamaları. Bildirim yağmuruna tutulup uykumdan da geri kalmadım çok şükür. Kısaca gerçekten olumlu deneyimler elde ettim.

Sonuç olarak benim gibi profesyonel işi sosyal medya ve web siteleri ile alakalı olan biriyseniz (veya bunlara benzer) muhtemelen halen buradasınız ve uzun bir süre daha bırakamayacaksınız. Zoraki bir ihtiyaçla buradayız. Öte yandan bırakma şansınız varsa, gidin bırakın! Sinemaya gidin, tiyatroya gidin, çeşitli etkinliklere katılın. Facebook ve Biletix üzerinde öyle muazzam etkinlikler var ki İstanbul ve çevresinde gerçekleşen.

Toplu taşımada telefonla uğraşacağınıza kitap veya e-kitap okuyun, dizi veya film izleyin, hiçbir şey yapamıyorsanız haberler okuyun, köşe yazarlarını takip edin. Vikipedi gibi platformları sık sık ziyaret edin ve öğrenmek için her gün kendinize 1 konu belirleyin. Fotoğrafları çekerken birincil amacınız Instagram’a koyup kaliteyi düşürmek olmasın. Elinizdeki teknolojiyi kullanın ve fotoğraf makinesi kalitesine gelen o kameralarla doğru ışığı seçip profesyonel çalışmalar ortaya çıkarın!

Dilerseniz 2017 yılında çıkacak oyunlar2018 yılında çıkacak oyunlar2017 yılında vizyona girecek filmler ve 2018 yılında vizyona girecek filmler listelerimize ilgili bağlantılara tıklayarak ulaşabilirsiniz. Ayrıca sizler için hazırladığımız FIFA 18 rehberimizi okumayı da unutmayın!

GeekGamerNews.com’u FacebookTwitter ve Instagram üzerinden takip edebilir, kardeş projelerimiz Health & Fit 24/7 ve Boş Beleş‘i ziyaret edebilirsiniz!

%d blogcu bunu beğendi: